MUCİZE İNSAN OZAN ŞAHİN’İ KAYBETTİK

Mucize yaşamlar; insanlığın başlangıcından beri var olmuş, üzerinde çok tartışılmış, dilden dile nesilden nesile yaşama sevinci vermiştir görmesini bilene… Muhtemelen hepimiz etrafımızdaki mucize yaşamlara tanıklık edip,
Bu haber 2015-11-24 10:41:54 eklenmiş ve 921 kez görüntülenmiştir.

MUCİZE İNSAN OZAN ŞAHİN’İ KAYBETTİK

 

 

Mucize yaşamlar; insanlığın başlangıcından beri var olmuş, üzerinde çok tartışılmış, dilden dile nesilden nesile yaşama sevinci vermiştir görmesini bilene… Muhtemelen hepimiz etrafımızdaki mucize yaşamlara tanıklık edip, onlarla ilgili daha fazla şey öğrenmeye çalışmışızdır. Herkese ve her şeye rağmen yaşama tutunan, beklenmedik başarılar kazanan, mazeret üretmek yerine çözüm üreten o insanların başardıklarına baktıkça hayran olmamak elde değildir. Onlar söz konusu olunca inanılmaz, imkânsız, mümkünatsız gibi sözler uçar gider. Her şeyin bittiğini düşündüğün sırada ve buna alışmak üzereyken,  hayata yeniden başlamak, yeniden doğmak nasıl olur canlı canlı gösterirler sana.

 

 

İşte o mucize insanlardan biri de Ozan Şahin’di. Onun mucizeleri bir günle ya da bir seferle sınırlı değildi. Doktorların bir kaç yıl ömür biçtiği Ozan, aramızdan ayrıldığında 38 yaşındaydı.

 

 

Ozan, az rastlanan hastalığı nedeniyle %92 engelliydi. Ancak Ozan bu şekilde engelli olarak doğmamış. Hastalık yavaş yavaş ele geçirmiş vücudunu. Normal başlayan hayat, geçen her yılla birlikte hareketsizleştirmiş Ozan’ın bedenini.  Ozan, yedi yaşına kadar sağa sola dönme hareketi yapabilirken 9 yaşında o küçük hareketi de yapamaz olmuş. 14 yaşına geldiğinde artık kafasını da kontrol edemez hale gelmiş.  “Lise 2’ye kadar kafamı dengede tutabiliyordum ama sonrasında onu da yapamaz hale geldim!” diye anlatmıştı bir seferinde. Yani düştüğü zaman birinin yardımı olmadan kalkamıyordu. Tamamen hareketsizdi bedeni.

 

 

Ozan, okula başladığında ellerini kullanabiliyormuş. Yani yazı yazabiliyordu. Lise 2’ye kadar sağ eliyle yazı yazmış, Lise 2’den sonra sol elini kullanmaya başlamış, solak olmuş. Bu şekilde 23 yaşına kadar idare etmeyi başarmış Ozan. Sonra… O hareket de yok olup gitmiş. Sağ elinin baş ve işaret parmaklarını kullanarak bilgisayar kullanmaya başlamış. O parmakları da kaybettikten sonra fare ya da mouse kullanarak devam etmiş.

 

Tanıdığım Ozan, 22 yaşına kadar kendi yemeğini yiyebiliyordu. Daha sonra başkasının yardımı olmadan yemeğini yiyemez hale geldi. Sadece gözlerini, sağ elinin baş ve işaret parmağını kullanabiliyordu. Diğer uzuvlarını hareket ettiremiyordu.

 

 

Eskiye dönersek tekrar, Ozan’da yedi yaşında skolyoz (omurilik eğrilmesi) başlar ve yavaş yavaş eğrilik artar. Bu yüzden düz duramıyordu.

 

 

Fakat tüm bu hastalıklara rağmen Ozan, çoğu insanın kabullenmekte zorlandığı bu durum karşısında ailesinin desteği ile pek çok mucize gerçekleştirdi.

 

 

Özellikle 11 Ocak 1994 tarihinde Bingöl’de teröristlerle girilen çatışmada şehit olan babası... O şehit baba ki, son nefesine kadar küçük oğlu hayata tutunabilsin diye bildiği her şeyi öğreten fedakâr bir baba.

 

 

Şehit babanın mücadeleci oğlu Ozan için hayatta kalma çabası o kadar yoğun olur ki, zamanın nasıl geçtiğini hiç anlayamadım derdi zaman zaman.

 

 

Fakat en önemlisi hastalıklarına rağmen var olmayı başarmasıydı. Ozan bu ilerlemiş rahatsızlığına rağmen hayata olan bağlılığının yanına bilgiyi de, görgüyü de eklemeyi başarmıştı.

 

 

Üniversite sınavına iki defa girdi. İlkinde Ankara Hukuk’u, ikincisinde Gazi İktisat’ı kazandı.  Fakat fiziki şartların yetersizliğinden dolayı okula gidemedi. Kim bilir belki şehit babası yanında olsaydı o iki üniversiteyi de bitirebilirdi.

 

 

Üniversiteye gidemese de okumaktan, kendini geliştirmekten hiç vazgeçmedi. Onun yazılarına, düşüncelerine hayran olmamak imkânsızdı. Her daim coşkulu bir mizah duygusuyla konuşur ve çevresine neşe verirdi. Zehir gibi bir zekâya sahipti. Tartışırdık, konuşurduk; sadece tarihten, siyasetten değil insanın iyiliğinden ve kötülüğünde de bahsederdik. En uç noktalarda bile olsak sonunda mutlaka uzlaşarak, gülerek sonlandırırdık sohbetleri. Onun pratik zekâsı ve ince esprileri herkesi güldürürdü. Onun yanında kendinizi sansürlemeniz gerekmezdi. Her şeyi ve herkesi konuşabilirdiniz onunla.

 

 

Ozan Şahin’le yaptığım bir söyleşide şöyle demişti: “Romantik bir insanım. Âşık olmayı, aşk yaşamayı severim. Espri yapmayı severim. Ağlayan birilerini teselli etmeye, güldürmeye çaba gösteririm. Keyif yapmayı severim. İnsanları severim. Niye sevmeyeyim ki, onları da Allah yarattı. Neden sorusunu sormayı her zaman düstur edinmişimdir. Bir adam bir şeyi yapıyorsa neden diye sorarım. Asla kesin hükümle yargıyla karar vermem. Kendi kararlarım ayrı mesele, kendime ait. Bir başkasının hakkında kesin hükümle, direk ön yargıyla karar vermem. Kişi kendi kazanır, kendi kaybeder.

 

 

Yüksek sesle kulaklığı takıp müzik dinlemeyi severim. Bir de şu var, gerçekten şükürler olsun ki o evde kapalı olduğum süre zarfınca hayal ettiğim her şeyi yaşadım. Sadece ikisi kaldı yapmadığım. Bir yerde şarkı söyledim, alkışladılar… Konserler verdim, programlara gidiyorum. Bir sürü kız arkadaşım oldu. Çok güzel kız arkadaşlarım oldu. Arkadaşlarımla eğlencelere defalarca gittim. Gittim mangal yaktım. Defalarca tek başıma tatile gittim. Pek çok hayalimi gerçekleştirdim. Sadece iki tanesi kaldı. Onları da söylemeyeyim.

 

 

Şarkılarımda hep aşk var. Her şarkının ayrı bir aşk hikâyesi var. Çünkü âşık olmayı, aşkı yaşamayı ve yaşatmayı seviyorum. Bana enerji veriyor. Nefes alıyorum, mutlu oluyorum. Kendimi farklı ve özel hissediyorum. Çünkü sevmek ve sevilmek her insanın hak ettiği duygular ve bunu yaşamaya hakkım olduğuna inanıyorum. Ve inandığım için aşka çok özel bakıyorum. Çünkü aşk “yaratandan” gelir. Ucuz gelmez, basit değildir. Çok özel bir kelimedir. Herkese söylenmez. Kutsaldır. Herkese aşkım diye hitap edilmemeli. Kuşa, böceğe, ota, oduna herkese aşkım diyorlar. Patates cipsinden beter oldu aşk. Sakız gibi ağzımızda. Aşk illa cinsiyetle de ilgili değildir. Severim aşkı, yakalarım bir yerden. Hüzünler, sevinçler, kırgınlıklar, ayrılıklar hepsi şarkılarımda.”

 

 

İşte böyle bir mucize insandı Ozan. Yazılarına, düşüncelerine hayran olduğum, her daim coşkulu bir mizah duygusuyla konuşan, her daim uyanık, her daim zehir gibi bir zekâya sahip, kıymetli arkadaşımız, dostumuz artık yok!

 

 

Şehidimizin, komutanımızın emaneti Ozan Şahin'i bugün toprağın kucağına vereceğiz. Toprağın bol, mekânın Cennet olsun... Sonunda Şehit babana kavuştun...

Haber:Koray Gürbüz

ETİKETLER : Sitemizde yayınlanan ve kaynağı sitemize ait olan haberler kaynak belirtmek ve bağlantı eklemek koşuluyla başka sitelerde yayınlanabilir. Kaynak belirtmeyen ve bağlantı eklemeyen yayıncılar hakkında hukuki haklarımızı kullan
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Vefat Haberi haberleri
Facebook'ta Bizi Takip Edin.

Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 


Arşiv Arama
- -
Anket
Radyo Haber Sitemizi Nasıl Buldunuz
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü








Gazi45Radyosu
Sitemizde yayınlanan ve kaynağı sitemize ait olan haberler, kaynak belirtmek ve bağlantı eklemek koşuluyla başka sitelerde yayınlanabilir. Kaynak belirtmeyen ve bağlantı eklemeyen yayıncılar hakkında hukuki haklarımızı kullanacağımızı saygıyla duyururuz.
© Copyright 2018 Gazi45Radyosu. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi 45 radyosu haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Beşiktaş
Galatasaray
Fenerbahçe
Trabzon spor
Bursa spor
SİYASET
Adalet Bakanlığı
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
EĞİTİM
E-Devlet
M.E.B.
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
pendik evden eve nakliyatkartal evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyatevden eve nakliyat