Gazi Yunus Kara Sizi Tanıyabilir miyiz? Hayatım elin tarlasında ırgatlıkla geçti!

Ben 1983 yılında Şanlıurfa’nın, Bozova İlçesi, Kaçarsalıca köyünde doğdum.
Bu haber 2016-02-01 16:42:04 eklenmiş ve 1100 kez görüntülenmiştir.

Hayatım elin tarlasında ırgatlıkla geçti!

Gazi Yunus Kara

Sizi Tanıyabilir miyiz?

Ben 1983 yılında Şanlıurfa’nın, Bozova İlçesi, Kaçarsalıca köyünde doğdum.

Köyde büyüdüm ve hala köyde yaşıyorum. Dokuz kardeşiz; iki kız, yedi erkek. Ben dördüncü çocuğum. Ailece çiftçiyiz. Babam karınca gibiydi. Karıncanın insanlara zararı neyse, babamın zararı da oydu. Yani kendi halinde biriydi.

Okul yakındı ama ister istemez, maddi sıkıntılarımız olduğu için, İlkokul dördüncü sınıfta bıraktım. Öğretmen diyordu ki “Ya bir tezek getirin ya da beş lira getirin.”  Bunu karşılayacak durumumuz yoktu. Aramızda sadece ağabeyim beşinci sınıfı bitirdi. Başka okuyan yok.

Geçinebilmek için kardeşlerimle birlikte yevmiye ile sulama, çapa ve toplama işlerine gidiyorduk. Yevmiye işçiliğine başladığımda 10 yaşındaydım.

Malatya’da kayısıya, Aydın’da pamuğa, Kayseri’de nohuda, Adana’da pamuğa, Hatay’da portakala, Maraş’ta soğana, Osmaniye’de yer fıstığına giderdik.

Kışın İş Olur muydu?

Genellikle yazın çalışır, kazandığımız parayı kışın yerdik. Babam, paramız yetmediği zaman, tefecilerden borç alıyordu. Sonra o borcu ödemek için ailece çalışıyorduk. Paralarımızı toplayıp ödüyorduk. Bir keresinde üç cumhuriyet altını almıştı, borç olarak. Onu bir sene sonra, altı altın olarak ödemişti. Bu durum ben askere gidene kadar böyle devam etti.

Annen de Sizinle Çalışmaya Gelir miydi?

Annem de bizimle çalışırdı. O tarlada çalışırken, biz de tarlanın yakınında oynuyorduk.

Annem çok duygusal ve iyi bir kadındı. İnsanı zorlamazdı. 14 yaşında evlenip, 9 çocuk doğurmuş. Bize her zaman erken yaşta evlenmenin doğru olmadığını söylerdi.

Kardeşlerimizle aramızda ikişer yaş var. Biri büyümeden diğeri doğuyor. Annem için bu durum çok zor oldu.

Annem çok hastalanırdı. Çünkü hayat şartlarımız çok zordu. Hamile haliyle bile çapaya gidiyordu mecburen. Bir yevmiyenin bile değeri vardı bizim için.

Senin Kaç Çocuğun Var?

Benim bir çocuğum var ona da zor bakıyorum. Annem dokuz çocuğa nasıl bakmış şaşırıyorum. Çocuğum hapşırsa dayanamayıp hastaneye götürüyorum.

Irgatlık Zor muydu?

Çok zor bir iş… Tuvalet yok, banyo yok. Tuvalet için uzakta bir çukur açıp, etrafını çuvallarla kapatıyorduk. Orası dolunca başka yere kuruyorduk. Banyo da aynı şekilde yapardık. Suyu genellikle çalıştığımız kişi tankerle getiriyordu. Çadırları nereye kuracağımızı yine o belirliyordu. Parayı iş bittikten sonra alıyorduk. Sadece günlük yemek ihtiyaçlarımız için para alırdık, geri kalanını de iş bittikten sonra alırdık.

Kaç Kişi Giderdiniz?

İşe göre ırgat sayısı değişirdi. Bazen dört beş aile, bazen yedi sekiz aile giderdik. Her aileden beş altı kişi çalışırdı. Çocuklar çoğunlukla çadırda kalırdı. Kendi kendilerine büyüyorlardı.

 

Başka Şehirlere Nasıl Gidiyordunuz?

Ev eşyaları, döşek, yorgan, yemek ihtiyaçları, kap kacak, tencere, çadırlar ve direkleri kamyona yükleyip bir kısmımız kamyonla bir kısmımızda otobüsle gidiyorduk.

 

Çadırlar Soğuk Olur muydu?

Çadırlar bildiğimiz naylon çadır. Onu da kendimiz yapardık. Dışarıdan almazdık. Naylonu direkler üzerine gerdikten sonra, kazıklarla bağlardık. Rüzgârdan uçmasın diye üzerine toprak atılıyorduk. Ama ne yaparsan yap illa, bir yerden soğuk girerdi. Fazla sıcak olmuyordu ama yağmurdan koruyordu. İşin durumuna göre bir ay da kaldığımız oluyordu, altı ay da.

Soba Kuruyor muydunuz?

1997 yılında Osmaniye’de çadırın içinde soba kurmuştuk. Yer fıstığına gitmiştik. Akşam oturmasına bir komşunun çadıra gitmiştik. Baktık biri bağırıyor, çadır yanıyor diye. Biz yetişinceye kadar her şeyimiz yandı. O olaydan sonra soba kurmadık.

Ücreti Nasıldı?

Ücret işe göre değişiyordu. Adam başı günlük, zor işlerde 40 TL. (13 dolar), bazen de 30 TL. (10 dolar). Dört kişi yapsan günde 160 lira. İş sabah 6’da başlar, akşam 6’da biterdi. Ücret tarlanın durumuna göre değişiyordu yani bazı tarlalar var taşlık, ona çapa işlemiyor, orda çalışmak zor olduğu için yüksek olurdu.

Bazı bitkiler de kökleri hassas olduğu için çapa yerine elle yapılıyordu. Bu tür tarlalarda en fazla 40 TL.

Yemek İşini Nasıl Hallediyordunuz?

Ekmeğimizi de kendimiz saclarda yapıyoruz. Kahvaltıyı sabah çadırda yapıyorduk, öğlen de her aileden bir bayan gider yemeği yapardı. Hazır olunca getirir tarlada yerdik. Yemekleri kendimiz yapıyorduk. Yeme-içme, gelme-gitme bize ait olduğu için o kırk liranın içinden hiçbir şey kalmıyordu yani.

Irgatlık Konusunda Ne Düşünüyorsun?

Bu işin kolay yanı yok. Hayat zor. Irgat olmak, elin tarlasında çalışıp, onların derdini çekmek çok daha zor. Bu yüzden okumadığım için çok pişmanım. Yoksulluk, okumamak için bahane olmamalı. Nitekim bizim köyde 50-60 kişi kendi çabasıyla okuyup memur olmuşlar.  

 

Askere Ne Zaman Gittin?

Ben 2003 yılında, İzmir Foça’ya gittim. Köyde asker uğurlaması yaptılar. Çok eğlendik, konvoyla otogara gittik, orada da davul çaldırıp düğün yaptık. Oynadık. Gayet neşeliydik.

Yolculuk 18 saat sürdü. İzmir’e ilk gidişimdi. İzmir bana çok farklı gelmişti. İzmir’le Urfa arasında dağlar kadar fark var. Havası, denizi, insanları çok farklı…

Yeni Foça, yer olarak güzeldi ama eğitimler çok zordu. Ben “C Timine” seçildim. İki ay Foça’da Komando eğitimi aldım. Oradan Tim’le birlikte Şırnak’a gittik.

Timimde 17 kişi vardı. Dört Bartınlı, 2 Ordulu, 3 Diyarbakırlı, 2 Maraşlı, 2 Kırıkkaleli, 1 Aydınlı, ben Urfalı ve iki uzmanla birlikte toplam 17 kişiydik. Herkes birbiriyle kardeş gibiydi. Halen görüşüyorum. Tim’de birinci unsurda, roket yardımcısıydım. Roket mermisi taşıyordum.

Şırnak’a ilk gittiğimde, bir ay yeniden eğitim gördük. Bu sefer de pusu, roketatar, bomba, atış ve arazi bilgisi gibi eğitimler aldık.

Tim’de Komutanlarınız Nasıldı?

Tim komutanımız çok iyi biriydi. Uzman çavuşlarımızın da, biri Osmaniyeli diğeri Maraşlıydı. Üçünden de Allah razı olsun. Ağabeyimden görmediğim iyilikleri onlardan gördüm. Çantalarına kola, yiyecek koyuyorlardı, operasyonda bize veriyorlardı.

Ailen Sana Para Gönderir miydi?

Askere gelmeden önce bir miktar para biriktirmiştim onu harcıyordum. Ayrıca her ay maaş alıyorduk. Zaten sürekli operasyonda dağda olduğumuz için para da harcamıyorduk, ben de biriktiriyordum. 

Askerden İzne Gittin mi?

Temmuz ayında izne gittim. Baktım köyde kimse yok, herkes tarlada, çalışmaya gitmişler. Ben de çalışmaya gittim. 18 gün karpuz topladım. Orada da boş durmadım. Tekrar Şırnak’a döndüm.

Operasyona Çok Çıkıyor muydunuz?

Operasyona çok çıkıyorduk. Beytüşşebap’a, Cudi’ye, Gabar’a, Uludere’ye, Akçay’a giderdik. Merkezde en fazla üç gün kalıp dinlenirdik sonra tekrar operasyon. Dağda bazen 5, bazen de 10 gün kalırdık. Belli bir mesafeye kadar araçla gider oradan da yürürdük.

Hiç unutmam ilk operasyonumuz Cudi Dağı’naydı. Orada pusuya düşürüldük. Çatışma iki üç saat sürdü. İkinci operasyon için Gabar Dağı’nda Seslice diye bir yerden, Güneşli diye bir yere gidiyorduk; gece 1-2 gibi pusuya düştük, aramızda en fazla yüz metre vardı. Mermiler sinek gibi geliyordu, vız vız diye. Kafamızı kaldıramıyorduk. Atıyorduk, çatışıyorduk ama bir yandan da kendimizi korumaya çalışıyorduk. Çatışma sabah 10’a kadar devam etti.

O gün içimden “2 operasyona çıktık, ikisinde de çatışmaya girdik, böyle giderse askerliğin sonunu getiremeyiz!” dedim.

Nasıl Yaralandın?

Beytüşşebap’a operasyona gitmiştik. Pusu atmıştık, gece görüntü aldık ve çatışma çıktı. Birkaç gün orada kaldık. Alaya dönerken pusuya düştük. Mermiler üzerimize gelmeye başlar başlamaz, sağ tarafımda önceden yapılmış bir mevzi gördüm, oraya atladım, meğer oraya mayın varmış, üstüne düştüm, birden havalanarak, bir tınlama ile yere düştüm. Bütün vücudum Elektrik çarpmış gibi, iğne sokup çıkarıyormuş gibi acıyordu. Kendimi kaldırıp baktığımda üstümde hiçbir şey kalmadığı gibi dumanlar çıkıyordu. Ayağıma baktığımda sol ayağım kömür gibi olmuş, Sağ ayağım ise diz üstünden kopmuş ve kemikler görünüyordu. Üstümde sadece boş palaska kalmıştı. Bir yandan da arkadaşlarımın teröristlerle çatıştıklarını duyuyordum. Yusuf Uzman Çavuş yanıma gelip, kan kaybını önlemek için turnike yaptı. Helikopter çatışma yüzünden gelemiyordu. Bu arada Yusuf uzman, Harp paketiyle kolumu sarıyordu, Sol kolum da iki yerden parçalı kırılmış, Kırk dakika sonra helikopter geldi. Beni aldı, Şırnak’a geldik. Oraya kadar kendimdeydim. Benimle konuşuyorlardı. Su istedim, vermediler. Ameliyathaneye girerken kendimi kaybettim.

Kendime geldiğimde Diyarbakır Askeri Hastanesi’ndeydim. Başımda en az 5-6 doktor vardı; biri gözüme bakıyor, biri başıma bakıyor, biri bacağıma… Doktorlardan biri: “Oğlum geçmiş olsun! Kefeni yırttın, bundan sonra ölmezsin.” dedi. O lafı hala aklımda. Ölümden dönmüşüm. Dokuz gün sonra kendime gelmişim. Dokuz günü hiç hatırlamıyorum.

Ailene Haber Vermişler mi?

Ben yaralandığımda, Yusuf uzmana aileme haber vermemelerini söylemiştim. Üzülmelerini istemedim. Dokuz gün sonra kendime gelince sordum, ailemin haberi var mı diye.

Sonra bir doktor bana: “Sana birini göstereceğiz, tanıyabilirsen seni GATA’ya göndereceğiz, tanıyamazsan burada kalacaksın!” dedi. Televizyonu açtı, baktım annem, babam, dayımın oğlu orada görünüyor. Sordu “Bu kadın kim?” annem dedim. Babamı sordu, söyledim. Dayımın oğlunu sordu, söyledim. Tamam dedi. Gitti bir asistanı çağırdı. Benim başımın filmini çekti. 

Sonra babamla birlikte; Ankara GATA’ya geldik. GATA’da beş ameliyat daha oldum.

Yedi ay sonra protezim takıldı ve eve döndüm. Eve gidene kadar annem beni görmemişti. Ağladı beni görünce. Ben de dedim ki “Sakın ağlama! Bunu alnımıza Allah yazmış; hiç ağlama!” dedim.

Hiç isyan etmedim. Hiç neden ayağım yok demedim. Kimse benimle evlenmez de demedim. Çok şükür evlendim, 1 kız çocuğum var. Çok mutluyum.

Gazi Olarak Bir Sıkıntın Var mı?

 12 yıllık gaziyim. Zaman içerisinde Gazilere verilen değerin katlanarak azaldığı gördüm. Haklarımız kısıtlandı. Protezleri istediğimiz gibi alamıyoruz.

Protezimi değiştirmek istiyorum, ödemelerini aylarca bekliyorum. Devlet belli bir sınırdan yukarısını ödemiyor. Örneğim benim protezim 40 bin TL., devletin ödediği 20 bin TL. Geri kalanını kendin halletmek zorunda kalıyorum. Benim bunu alacak gücüm yok. Ayağımın canlısını verdim, sahtesini alamıyorum! Bu protez olmadan ben yürüyemiyorum, hayatımı bununla devam ettiriyorum. Dört gözle ödemelerini bekliyorum. Ödeme olmadığı zaman protez firması yapmıyor.

Ayrıca SGK protez kırılmalarını karşılamıyor, Ama bu kul yapısı bazen düşüyorum, kırılıyor. Şu ana kadar protezim beş defa kırıldı.

Genelde bütün gazilerin protezlerle sıkıntıları var.

Şuan Ne İş Yapıyorsun?

Artık çapaya gitmiyorum. Hanım ara sıra çapaya gidiyor. Ufak bir tarlamız var Kardeşlerimle fıstık ektik. On kardeş ortağız. Gazilik maaşım da olmasa geçinemem. Yani geçinebilmek için bir bacak verdik.

Urfa’da Gazilere Nasıl Bakıyorlar?

Urfa genelinde çok terör olayı yok ama Urfa’yı geçince Diyarbakır, Mardin taraflarında çok var.

Urfa’da Gazi olduğumu, birçok insan biliyor. Bana karşı büyük bir saygı var. Ama SGK’nın verdiği Gazi Kartı, Urfa Belediye otobüslerinde geçmiyor. O zaman mecburen parayla biniyorum. Urfa Büyükşehir Belediyesi’ne durumu bildirdim, fakat hiç hiçbir şey olmadı.

Terör Olayları ile ilgili Ne Düşünüyorsun?

Bana göre terörün en büyük sebebi rant. Bu işten para kazanan insanlar var. Bunlar insanları kullanarak terör yaratıyorlar. Çocukları para ile kandırarak askeri polisi taşlatıyorlar. Ailelere para vererek çocuklarını dağa götürüyorlar. Doğuda çözüm sürecinde bazı şeylere göz yumuldu. Bu yüzden terör artı diyebiliriz.

Urfa’da Suriyeli Mülteci Çok mu?

Suriye’den o kadar çok insan geldi ki, belki Urfa nüfusu kadar Suriyeli var. Zamanında sınırdan geçerken arama yapılmadığı için, bu insanlar yanlarında çok sayıda silah getirdiler. Şimdi bu silahlarla ortalıkta terör estiriyorlar.

Suriyeliler ucuz iş konusunda da bize çok zarar verdiler. Eskiden günlük 40 TL’ye çalıştığımız tarlada onlar 10 TL’ye çalışıyorlar. Bu yüzden iş bulamıyoruz. Urfa, Maraş ve Antep çok zarar gördü. Ayrıca bölgede hırsızlık gibi asayiş olayları da çok arttı.

Son Bir Mesaj Vermek İster misiniz?

Aslında söylenecek çok söz var ama kısaca şunu söyleyeyim. Akşam haberleri seyrederken spiker diyor ki “Çatışmalarda 1 asker şehit oldu, 5 asker yaralandı!” O televizyonu izleyenlerin bunları duymasıyla konuyu unutması bir oluyor. Oysa o yaralanan yani gazi olan asker için iş orada bitmiyor. Onlarca ameliyat, aylarca hastane çilesi, asla geçmeyen ağrılar, psikolojik bozukluklar demek gazi olmak. Tabi işin bir de aile tarafı var. Seninle beraber ailen de kolunu, bacağını kaybetmiş oluyor. Onların da tüm hayatları değişiyor. Bu yüzden Şehitlik ve Gazilik makamının değerini düşürmeye çalışmasın kimse. Bunu yaşayan bilir. Sizler televizyonda şu kadar asker yaralandı sözünü duyduğunuz anda unutabilirsiniz ama Gaziler o yaraları ölene kadar bedenlerinde ve ruhlarında taşırlar.

ETİKETLER : UYARI Sitemizde yayınlanan ve kaynağı sitemize ait olan haberler kaynak belirtmek ve bağlantı eklemek koşuluyla başka sitelerde yayınlanabilir. Kaynak belirtmeyen ve bağlantı eklemeyen yayıncılar hakkında hukuki haklarımızı
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Manşet haberleri
Facebook'ta Bizi Takip Edin.

Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 


Arşiv Arama
- -
Anket
Radyo Haber Sitemizi Nasıl Buldunuz
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü








Gazi45Radyosu
Sitemizde yayınlanan ve kaynağı sitemize ait olan haberler, kaynak belirtmek ve bağlantı eklemek koşuluyla başka sitelerde yayınlanabilir. Kaynak belirtmeyen ve bağlantı eklemeyen yayıncılar hakkında hukuki haklarımızı kullanacağımızı saygıyla duyururuz.
© Copyright 2018 Gazi45Radyosu. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi 45 radyosu haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Beşiktaş
Galatasaray
Fenerbahçe
Trabzon spor
Bursa spor
SİYASET
Adalet Bakanlığı
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
EĞİTİM
E-Devlet
M.E.B.
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
pendik evden eve nakliyatkartal evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyatevden eve nakliyat