[17:14, 25.6.2016] Ziya Sözen: AŞİRET REİSLERİNİN KATILDIĞI İFTAR PROGRAMINDA SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZA SUNDUĞUM RAPOR....

Doğu ve Güneydoğuda devam eden Terörle ve Teröristle mücadelede başarılı olmamız ve sorunu en aza indirmemiz için yapılması gerekenler.
Bu haber 2016-06-25 17:41:04 eklenmiş ve 791 kez görüntülenmiştir.
[17:14, 25.6.2016] Ziya Sözen: AŞİRET REİSLERİNİN KATILDIĞI İFTAR PROGRAMINDA SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZA SUNDUĞUM RAPOR....
 
Doğu ve Güneydoğuda devam eden Terörle ve Teröristle mücadelede başarılı olmamız ve sorunu en aza indirmemiz için yapılması gerekenler.
 
1-Terörle ve teröristle mücadele kararlı bir şekilde devam etmelidir. Bu mücadele tamamen bitmeden yavaşlama veya yarıda bırakma gibi bir tutum içerisine girilmemelidir. Böyle bir durumda bölgenin tamamen kaybedileceği net bir şekilde bilinmelidir.
2-Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Başbakanımızın ve Sayın Genelkurmay Başkanımızın sık sık dile getirdiği kararlılık vurgusu ve mücadelenin kesintisiz devam edeceği geri adım atılmayacağı yönünde bölgede hükümet adına siyaset yapan Milletvekilleri, İl Başkanları ve Teşkilatlar tarafından yeterince anlatılmamakta ve bu kararlılık mücadelesinin içerisinde yer almamaktadırlar. Bundan dolayı halkın aklında acaba sorusu çokça yer edinmektedir. Bunun ortadan kalkması için yerel siyasetçiler çekinmeden korkmadan terör örgütüne karşı ve siyasi uzantılarına karşı net bir duruş sergilemelidirler. Vatandaşın korkmaması ve dik durması için öncelikle Milletvekillerinin, İl Başkanlarının ve Teşkilat mensuplarının korkmaması lazım. Bu konuda çok ciddi tedbirler Genel Merkez tarafından alınması lazım. Aksi halde bu mücadeleyi halka anlatamayız.
3-Askerin, Polisin ve Köy Korucularımızın kendini güvende his edeceği yasal güvenceler getirilmesi lazım. Bu yasal güvence kanunlar ve yasalar çerçevesinde kontrol edilebilir bir şekilde geliştirilmelidir. Asker Polis ve Korucularımızın terörle ve teröristle mücadelesinde her türlü destek verilmeli, moral ve motivasyonlarını bozacak eylem ve söylemlerden kaçınılmalıdır. 
4-Bölge halkının PKK ya karşı kendisini güvende hissetmesi için yeni koruculuk alımı yapılmalıdır. Mevcut korucuların maaş sosyal güvence ve özlük hakları bakımından yeni bir yasal düzenleme ile durumları topyekûn iyileştirilmeli ve devletimizin kendilerine karşı bir ayrımcılık içinde olmadığının bu yasal düzenleme ile teminat altına alınmalıdır.
5-Şuan PKK ya ve HDP ye karşı bir kin nefret tutumu içerisine giren bölge halkının bu tutumunun değişmemesi için evleri iş yerleri yakılan yıkılan vatandaşlarımızın evlerinin ve iş yerlerinin süratli bir şekilde yapılması ve zararlarının karşılanması sağlanmalıdır. Aksi halde sonbahar aylarında bu vatandaşlar yağmur ve çamurun içerinde kalırsa, çocukların ayağı yağmur suyuyla ve çamurla temas ederse aileler sıcak yuvalarına dönmezlerse, çocuklar okullarına gidemezse, vatandaşın dini mabetleri olan PKK tarafından yakılan yıkılan camiler yeniden inşa edilmezse devlete bugün için duyulan güven ters teper PKK da HDP de eskisinden çok daha güçlenir. Bu konuda çok ciddi endişeler taşıyoruz. Daha önce bölgenin yeniden ihya ve inşası Kalkınma Bakanlığında iken bir iki ay boyunca elde edilen tespitler ve yapılan çalışmalar koordinasyonun yeni hükümetle beraber Çevre Şehircilik Bakanlığına verilmesi işlerin başa dönmesi anlamını taşır. Burada çok yavaş hareket edildiğini gören bölge halkı giderek sesini yükseltmeye devam edecektir. Çünkü HDP bu anlamda vatandaşın aklını karıştırmak için çok yalan yanlış raporlar hazırlayıp bunu kitapçık haline getirip bölge halkına dağıtma yoluna başvurmuştur. HDP nin bu tezlerini çok çabuk çürütmek için çalışmalara hız verilmelidir.
6-Bölge halkı olarak bizlerin PKK ya karşı dik durması lazımdır. PKK nın yalanlarını yanlışlarını anlatmamız lazımdır. PKK nın en büyük zararı bölge halkına verdiğini her mecrada dile getirmemiz lazımdır. PKK nın dinsiz ateist Marksist bir düşüncenin ürünü olduğunu anlatmamız lazımdır. HDP nin bugünkü yapısıyla asla bölge halkının temsilcisi olmadığını her yerde anlatmamız lazım. Sivil toplum örgütleri olarak gerek yurt içinde gerek yurt dışında bu gerçekleri anlata cacığımız toplantılar ve konferanslar yapmamız lazımdır. Terörle ve Teröristle mücadeleyi bir bütün olarak yürütmeliyiz. Bölgenin aşiret reisleri kanaat önderleri ve sivil toplum örgütleri bugün konuşamazsak PKK ya karşı dik duruş sergileyemezsek bir daha hiç konuşacak ortam bulmaya biliriz.
7-Yıllardır bölgede iş yapıp PKK ya çok ciddi kaynaklar aktaran firmaların bölgenin yeniden inşası sürecinde asla yer almamalıdırlar. Yani burayı yakıp yıkanlara maddi ve manevi destek verenler burayı yapmamalıdırlar. Devletimiz bu firmaları tespit edip bunları yasaklı firma kapsamına getirmelidir.
8-Bölgede hükümet adına siyaset yapan Milletvekilleri, İl Başkanları ve Teşkilat yöneticileri bölgenin yeniden inşasını bir rant kapısı olarak düşünmemeli ve iktidar partisi mensubu olmanın getirdiği gücü kullanıp bölgenin yeniden inşasına olumsuz anlamda müdahil olarak bölge halkının güvenini kaybetmemelidirler. Olaya bölge halkına biran önce hizmet etme mantığıyla yaklaşmalıdırlar. Biz buradan ne kadar para kazanırız mantığı yerine biz bu vatandaşı nasıl kazanırız mantığı içerinde hareket edilmelidir. Çünkü ellerini ovuşturup biz buradan ne kadar kazanacağız diye kendi aralarında konuşan yerel siyasetçilerin olduğunu çok iyi görüyoruz. 
9-657 sayılı devlet memurları kanununda çok ivedi bir şekilde değişiklik yaparak Terör örgütleri ile bağı olan Devlet memurlarının görevine süratli bir şekilde son verilmelidir. Çünkü bölgede okullarda çocuklara ‘’ Sizin olmanız gereken yer okul değil dağlardır, Dağlarda Kürt halkı için mücadele vermeniz gerekirken TC nin okuluna niye geliyorsunuz’’ diyerek çocukları dağa gönderen küstah alçak öğretmenlerin olduğunu çok iyi bilinmektedir. Yine dini kullanarak çocuklar ve aileler üzerinde olumsuz etki yaratıp PKK ya katılımın sağlanması yönünde çalışan imamların olduğu bilinmektedir. Askerimizi polisimizi sedyeden düşürecek kadar, Teröriste ilaç desteği sağlayacak kadar gözü dönmüş alçak sağlık çalışanlarının olduğunu biliyoruz.657 sayılı devlet memurları kanunun değiştirilerek bunların kamudan uzaklaştırılmaları halinde diğer memurlara da kötü örnek olmalarının önüne geçilecektir.
10- Devletimizin kaynaklarını vatandaşa hizmet olarak kullanmayan PKK ya kaynak sağlayan, Belediyelerin araçlarıyla çukur kazan Belediye Başkanları ve Personelleri hakkında derhal soruşturmalar başlatılmalı, bu zaman zarfında bunların belediyelerden uzaklaşmaları sağlanmalıdır. Belediyelere aktarılan kaynakların büyük bölümünün hizmet odaklı olarak kullanılması için yeni yasal düzenlemeler getirilmelidir. Bu sorumlulukları yerine getirmeyen Belediye Başkanları derhal görevden alınmalıdır. Çünkü devlet bütçesinden gönderilen kaynaklarla dağda olan örgüt mensuplarının yakınları Belediyelerde işe alınmış ve bunların ücretleri belediyeler tarafından ödenmektedir. Ayrıca dağda vurulmuş örgüt mensuplarının yakınları ‘’sözde Şehit ailesi’’ diye belediyelerde işe alındığı bilinmektedir.
11-Büyükşehir yasasının derhal değiştirilmesi gerekmektedir. Büyükşehir yasası ile birçok ilimizi kendi elimizle PKK nın ve HDP nin insiyatifine bıraktık. Mardin ve Van başta olmak üzere bu belediyeleri kendi elimizle HDP ye ve PKK ya teslim ettik. Bir büyük şehir belediyesinin halk üzerindeki etkisi yüz milletvekilinden daha fazladır. Örneğin Korucularımız 32 yıldır terörle ve teröristle mücadele vermektedir. Büyükşehir yasası ile bütün korucu köylerimizin kaderi PKK ile arasına mesafe koyamayan HDP li belediyelerin kaderine bırakılmıştır. Bu HDP li belediyelerin bu korucu köylerine hizmet götürmeleri mümkün müdür? Birçok yönüyle olayı değerlendirdiğimizde büyükşehir yasası bugünkü haliyle bölge ihtiyaçlarına cevap vermediği gibi bölge halkına çok büyük zararlar vermektedir.
12-Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi sürgün işe yaramayan memurlar çöplüğü olmaktan kurtarılmalı, bölgenin örf adet gelenek ve göreneklerini benimsemiş, milli ve manevi yönü güçlü vatandaş odaklı hizmet sunacak yöneticilerin seçilerek bölgeye gönderilmeleri sağlanmalıdır. Bu kişilere uzun süre orada görev yapmaları için belli ekonomik ayrıcalıklar tanınmalı, bölgedeki bütün memurların lojmanlarda oturmaları sağlanmalıdır. Bu memurlar arasında performansı düşük olan fayda sağlamayanların tespit edilip muhakkak suretle rotasyon yapılmalıdır. 
13-Milli Eğitim Bakanlığı tarafından getirilmesi düşünülen sözleşmeli öğretmenlik yasası son derece yanlış bir uygulama olacaktır. Kırsalda 
[17:14, 25.6.2016] Ziya Sözen: kendisini güvende hissetmeyen öğretmenlerin gitmeyi kabul etmediği yerlere PKK ile arasında gönül bağı olan PKK dan çekinmeyen yerel kişiler sözleşmeli öğretmenliğe başvuracaktır. Bu kişilerin kâğıt üzerinde suça bulaşmadıkları görüldüğünden rahatlıkla güvenlik soruşturmalarından geçecek ve sözleşmeli öğretmen olarak atanacak ve gençlerimizi zehirlemeye devam edeceklerdir. Bunun yerine Devletin vatandaşının canını malını korumak ve kollamak ilkesinden yola çıkarak öğretmenleri olduğu köylerde koruyacak, ya da taşımalı eğitim sistemine geçilecektir. 
14-Terör öğütleriyle ve Paralel Terör örgütüyle ilişkisi olan memurların yerleri değiştirilerek bu sorunu ötelemenin yerine bunların suçları tespit edilince bir daha asla memur olmamak üzere memurluktan ilişikleri kesilmelidir. Örneğin paralel örgüte mensup bir kaymakamı sınıra sıfır bir ilçeye gönderdiğinizde o kaymakam beni buradan daha kötü gönderecekleri bir ilçe olamaz mantığıyla devlete ve vatandaşa her türlü hainliği yapmayı kafasına koyacaktır. Bu tavır içinde olanların o bölgeye gönderilip cezalandırma yoluna gitmek yerine bunların tamamen görevden uzaklaştırılmaları sağlanmalıdır.
15- Terör öğütlerinin mali kaynaklarının kurutulması için çok ciddi anlamda mücadele verilmelidir. Özellikle uyuşturucu ile mücadele ise kesintisiz devam edilmelidir. Ayrıca PKK Terör örgütünün kara para aklama, kadın ticareti, çocuk istismarı ve kaçakçılıkta elde ettiği gelirleri mercek altına alıp bunların önlenmesi için ciddi adımlar atılmalıdır. Uyuşturucuya bulaşmış kişilere karşı çok daha ciddi cezalar uygulanmalı ve sert tedbirler alınmalıdır. 
16-Çözüm sürecinde Akil adamlar adı altında bölgeye gönderilen kişilerin yazdığı raporlar derhal imha edilmeli ve hiçbir şekilde bunlardan yararlanma yoluna gidilmemelidir. Çünkü ömründe bir gecesini Cizre’de Yüksekova’da, Nusaybin’de geçirmemiş bölge halkının örf adet gelenek ve göreneklerinden çok uzakta olan bu kişilere akıl danışmak zaten çok büyük bir hataydı. Bu dönemde sık sık bölgede yaşayan aşiret reisleri ile kanaat önderleri ile bir araya gelerek sorunları ve tespitleri onlardan dinlemek lazımdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu anlamda bölgede yaşayan aşiret reislerini kanaat önderlerini verdiği iftara davet etmesi son derece önemli idi. Çünkü en son böyle geniş katılımlı bir buluşma eski Cumhurbaşkanlarımızdan rahmetli Turgut ÖZAL zamanında yapılmıştı. Bu toplantının iftar yemeği şeklinde olması zaman darlığından dolayı bölge halkına değer vermenin bir işareti ötesinde çok fayda getirmediğinden önümüzdeki süreçte bu buluşmaların süreklilik arz etmesi son derece önem arz edecektir.    
17-Bölge halkından bir fikri bir çözüm önerisi olan kişilerin rahatlıkla Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Başbakanımıza ulaşması için gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir. Özellikle çözüm sürecinde bir takım çevreler tarafından vatandaş ile Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız arasına bir kara perde çekildiğini ve yüz yüze temas kurmalarının engellendiği yönünde çok ciddi şikâyetler mevcuttu. Bu durum böyle olunca bölgenin gerçekleri Sayın Cumhurbaşkanından ve Sayın Başbakandan gizlenmiş oldu. Bu durumun tekrar yaşanmaması için ciddi tedbirler alınmalıdır. Bu kapsamda her ilde Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık danışma büroları kurulmalıdır. Vatandaş sorunlarını direk bir ağızdan ara bulucular kullanmadan bu bürolara iletmelidir.
18-Ayda bir olmak suretiyle Bakanlar Kurulu toplantıları bölgedeki farklı illerde yapılmalıdır. Bu bakanlar kurulu toplantılarına zaman zaman bölgenin kanaat önderleri davet edilerek sorunları ve çözüm önerilerini onlardan dinleme yoluna gidilmelidir. Böylece vatandaşın devlete olan güveni çoğalacak ve sorunların çözümü daha da kolaylaşacaktır.
19-Bölgede devlet ve sivil iş birliği ile cazibe merkezleri kurulmalı, burada açılacak iş yerlerinde esnaflara vergi, personel ücretleri, kira bedeli gibi konularda kolaylıklar sağlanarak vatandaşın ayakları üzerinde durmaları sağlanmalı. Vatandaşa balık verme yerine balık tutmayı öğretmeliyiz. Vatandaşı bedavacılığa alıştırma yerine kendi işini kuracağı imkânlar sağlamalıyız. Bu kurulacak cazibe merkezleri terörün izlerinin bölgeden daha çabuk silinmesine vesile olacaktır.
20-Bölgede teröre bulaşmamış kişilerden her aileden en az bir kişi bir defaya mahsus kamuda istihdam edilmelidir. Böylece her ailenin devletle bir bağı olmuş olacaktır.
21-Teröre yeni elemanların kazandırılmaması için bölgede iman ve irfan sahibi bir nesil yetiştirmeliyiz. Bunun için bölgede ilim ve irfan merkezlerini kurmalı, devlet kontrolünde medreseler açmalı, sağlıklı nesillerin yetişmesi için çok amaçlı spor tesisleri kurmalı, gençlerin zamanlarını iyi geçire bilecekleri kütüphaneler kurulmalı, gençlerin daha çok kitap okumaları için teşvik edici ödüllendirme yoluna gidilmelidir. Çünkü biz yıllardır teröristleri sivrisinek gibi öldürüyoruz ama sineklerin yetiştiği bataklığı bir türlü kurutmuyoruz. Bizler bu bataklıkları kurutmadan terörle ve teröristle mücadelede başarılı olamayız. Çünkü her teröristin vurulduğu evden en az üç tane potansiyel dağa giden çocuklarla karşı karşıya kalıyoruz. Bu gençlerin dağa gidişini engelleyecek tedbirler almalıyız. 
22- Devletin ve devlet personelinin cemaatlerle arasına mesafe koyması gerekmektedir. Çünkü bugün için zararlı olmadığı düşünülen bir cemaat yarın zararlı olabilmektedir. Cemaatleri bir sivil toplum örgütü olarak görmeli devlet üzerinde ve devletin kurumları üzerinde baskı kurmalarını, devletin personel politikasını şekillendirmeye asla izin vermemeliyiz. 
22-Devlet kurumlarında yer alacak üst düzey yöneticiler seçilirken bir takım siyasi kaygılar ile hareket etmek yerine liyakat ilkesine göre tercih edilmelidirler.
23- Terörle ve teröristle mücadelenin sadece askeri tedbirlerle sadece güvenlik güçlerimizin yapabileceği bir mücadele değildir. Bütün kurum kuruluşların ve vatandaşların bir bütün olarak terörle ve teröristle mücadele etmesi gerekmektedir. Bu anlamda görev ve sorumluluklarını yerine getiremeyen kişi ve kuruluşlara yönelik cezai tedbirler uygulanmalıdır.                      
 
                  Ziya SÖZEN
Anadolu Köy Korucuları ve Şehit   Aileleri Konfederasyonu 
 
                 Genel Başkanı
 
 
ETİKETLER : UYARI Sitemizde yayınlanan ve kaynağı sitemize ait olan haberler kaynak belirtmek ve bağlantı eklemek koşuluyla başka sitelerde yayınlanabilir. Kaynak belirtmeyen ve bağlantı eklemeyen yayıncılar hakkında hukuki haklarımızı
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Dernek Faliyetleri haberleri
Facebook'ta Bizi Takip Edin.

Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR


Arşiv Arama
- -
Anket
Radyo Haber Sitemizi Nasıl Buldunuz
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü








Gazi45Radyosu
Sitemizde yayınlanan ve kaynağı sitemize ait olan haberler, kaynak belirtmek ve bağlantı eklemek koşuluyla başka sitelerde yayınlanabilir. Kaynak belirtmeyen ve bağlantı eklemeyen yayıncılar hakkında hukuki haklarımızı kullanacağımızı saygıyla duyururuz.
© Copyright 2017 Gazi45Radyosu. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi 45 radyosu haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Beşiktaş
Galatasaray
Fenerbahçe
Trabzon spor
Bursa spor
SİYASET
Adalet Bakanlığı
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
EĞİTİM
E-Devlet
M.E.B.
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
pendik evden eve nakliyatkartal evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyatevden eve nakliyat