istanbul escort istanbul escort gebze escort porno seyret

MEHMETÇİKLERİ KİM ÖLDÜRDÜ?


Bu makale 2015-10-26 10:22:35 eklenmiş ve 564 kez görüntülenmiştir.

MEHMETÇİKLERİ KİM ÖLDÜRDÜ?

Tarih: Haziran 1995. Yer: Tunceli ili, Ahpanoz Vadisi, Kutu Deresi mevkii. Saat: 03:00… Kahraman komandolarımızın bulunduğu bir tepe, hain teröristler tarafından basılır ve tepede bulunan timdeki 18 asker şehit olur! İki asker de kayıptır. Kayıp askerlerden biri olaydan 4 gün sonra yaralı bir şekilde bulunurken diğer asker yapılan tüm aramalara rağmen bulunamaz.

 
 

MEHMETÇİKLERİ KİM ÖLDÜRDÜ?

 

Tarih: Haziran 1995. Yer: Tunceli ili, Ahpanoz Vadisi, Kutu Deresi mevkii. Saat: 03:00…  Kahraman komandolarımızın bulunduğu bir tepe, hain teröristler tarafından basılır ve tepede bulunan timdeki 18 asker şehit olur! İki asker de kayıptır. Kayıp askerlerden biri olaydan 4 gün sonra yaralı bir şekilde bulunurken diğer asker yapılan tüm aramalara rağmen bulunamaz.

 

 

Baskına uğrayan komando timinin şahadet şerbeti içen komutanı arkadaşım. Hem astsubay okulunda hem de Foça Komando Okulunda güzel günlerimiz geçmiş. İster istemez onlarca soru zihnime çakıldı. Nasıl oldu? Kahraman Mehmetçik neler yaşadı? Tim komutanı arkadaşım nasıl Hakk’a yürüdü?...

 

 

Kafamda yıllarca bu olay ve onlarca soru döndü durdu. On yıl sonra cesareti toplayabildim ve devre arkadaşımın, şehit dostumun Konya’da bulunan ailesinin yanına gittim. Her soruyu sormak zordu ama öğrenmeliydim! Sordum! Sordum! Sordum!

 

ASLINDA İZİNDEYMİŞ

 

Çatışmadan 5 gün önce nişanlanmak için memleketine gelmiş. İlk iki gün nişan hazırlıkları yapmışlar. Fakat ikinci günün akşamında televizyonda dinlediği bir haber her şeyi değiştirmiş. Kendi timinden bir askerinin şehit olduğunu tekrarlıyormuş televizyonlar.  Ağzından tek bir cümle çıkmış haberi duyunca: “Nasıl olur?”. Bu tek soruyu defalarca söylemiş kendi kendine. Ayağa kalkmış, Tunceli’ye gitmem lazım demiş. Ailesi şaşırmış elbette. Çok ısrar etmişler, kalsın diye dil dökmüşler ama nafile.  Tunceli'ye gitmiş hemen ve gittiği gün ailesini aramış. “Endişelenmeyin” demiş sadece. Bu son görüşmedir yaptıkları. Ertesi gün de şehit haberi gelir eve!

 

Ailenin bildikleri bu kadar… Nasıl olmuş, nerde olmuş, niye olmuş bilmiyorlar. Bilseler bir şey değişir mi onu da ben bilmiyorum! Yanlarından hüzünle ayrılıyorum. Ama kafamdaki sorular hala yerinde. Hiçbir cevap bulamamışım. Sadece cevap istiyorum.

 

YILAN SOKMUŞ

 

Aileden gerekli cevapları alamayınca şehidimle aynı birlikte görev yapan arkadaşlara ulaştım.  Onlar da aynı şeyi söylediler. İzine gittiğini, kendi yetiştirdiği askerinin şehit haberini alınca hemen geri döndüğünü, timinin operasyonda olduğunu öğrenince yanlarına gitmek için çok ısrar ettiğini, komutanlarıyla görüşüp bir an evvel askerlerinin başına gitmek istediğini anlattılar. Komutanlar çaresiz izin vermişler. Koşarak gitmiş askerlerinin yanına. Şehit olacağı tepeye doğru giderken bir molada yılan sokmuş ayağını. Hemen orada serum ve panzehir vermişler. Birlik komutanı hastaneye göndermek istemiş, kabul etmemiş. Timinin başında kalmak istediğini söyleyip dağda kalmış. İstese gidebilecekken o kalmayı tercih etmiş. Ve hemen o gece çatışma çıkmış.

 

250 KİŞİLİK TERÖRİST

 

Kafamdaki sorular yavaş yavaş cevap bulsa da sormaya devam ettim. Yaklaşık 250 kişilik bir terörist grup saldırmış tepeye. Civarda bulunan ve yardıma gidebilecek diğer birliklere de pusu kurulmuş. Yerlerinden kıpırdayamasınlar, yardıma gidemesinler diye önlem almış teröristler. Böylece tepedeki kahramanlar 250 kişilik katil sürüsünün arasında kalmışlar. Çatışma doğal olarak çok kısa sürmüş. Diğer birliklerse ancak ertesi gün ulaşabilmişler çatışma alanına.

 

SAĞ KURUTULAN ASKER

 

Orada yaşananları düşünmeye devam ettim. Çatışma bölgesini bildiğim için çatışmanın nasıl gerçekleşmiş olabileceğini gözümün önüne getirebiliyordum. Hangi ağacın arkasından, hangi kayalığın etrafından dolaşmış olabilecekleri tahmin edebiliyordum. Fakat daha kesin cevapların peşindeydim. Kahraman arkadaşımın ve yiğit askerlerinin hikâyesini bilmek zorundaydım. Yerimde duramadım. Çatışmadan sağ olarak kurtulan o tek askerin memleketine, Uşak’a gittim. Uzun uzun aradım onu. Sonunda iki eski dost gibi bulduk birbirimizi. Ben sordum, o anlattı! O anlattı ben dondum!

 

Kahraman Mehmetçik, tim komutanı olan devre arkadaşımın nişanlanmak için izne ayrıldığını ve başka timden bir komutanın onun yerini aldığını söylüyordu. Sonra Kutu Deresi’nde operasyona gitmişler. Operasyona sadece onlar değil pek çok başka birlik de katılmış. Operasyonun ertesi gününde teröristlerin ilk ateşiyle beraber bir Mehmetçik şehit olmuş. Bütün silah arkadaşları üzülmüş şehitlerine ama en büyük acıyı aynı timde bulunan teyzesinin oğlu yaşamış.

 

İKİ TEYZE OĞLU AYNI ÇATIŞMADA

AYNI TİMDE ŞEHİT OLDU

 

Bunları duyunca şaşkınlığım arttı ve sormaya devam ettim. Öğrendim ki iki kız kardeş aynı düğünde evlenmişler. Her ikisinin de birer oğlu doğmuş 1974 başlarında. Evleri yan yanaymış. İki teyze çocuğu hep yan yana olmuşlar. Beraber büyüyüp, beraber okula gitmişler. Kader onları askerde de ayırmamış. Aynı timde görev almışlar. Ama o gün ilk kez ayrılmak zorunda kalmışlar! Şehidin ardından komutanları,  büyük acı yaşayan teyze oğlunu memleketine göndermek istemiş. Cevap kısa olmuş: “Arkadaşlarımı yalnız bırakamam!”

 

 

İşte bunlar olduktan sonra timine geri dönmüş devrem. Dağda beraber yürümeye başlamışlar tekrar. Sonunda geceyi geçirecekleri tepeye ulaşmışlar. Şehit devrem toplamış bütün askerlerini etrafına. Evladı gibi gördüğü askerlerinin gözlerinin içine bakarak “Türkiye Cumhuriyeti, isimsiz vatan evlatlarının bir adım öne çıkmasıyla kuruldu. Gerekirse bizler de bir adım öne çıkacağız!” demiş. Ardından tek tek bütün askerleriyle helalleşmiş.  Ardından tüm askerini tepenin konumuna göre yerleşmiş.  Gece geç saatlerde teröristlerin telsiz dinlemelerine göre bölgede oldukları haberi almış. Tek tek dolaşmış bütün mevzileri; aslanlarına dikkatli olmalarını söylemiş.

 

SAAT 03.00’DA CAYIRTI KOPMUŞ

 

Saat 03.00’da cayırtı kopmuş. O kadar yoğun ateş altındaydık ki, kafamızı bile kaldıramıyorduk dedi sağ kalan Mehmetçik. İlk ateşte yanında bulunan 3 arkadaşı şehit olmuş. Tim komutanı devrem, elindeki makineli tüfekle hemen o mevziiye koşmuş. Ama teröristler el bombası mesafesine girmiş o zaman diliminde. Başka bir mevziiye atılan el bombası 3 aslanın daha gözlerini kapatmış. Bu sefer o mevziiye koşmuş devrem elinde tüfeğiyle. Tek başına tutmaya çalışıyormuş mevziiyi. Artık göğüs göğse savaşıyorlarmış. Sadece silah değil, bomba değil, sesler de karışmış birbirine. Başka bir mevziiye sızmış teröristler. Bir aslanı şehit edip, iki yaralı aslanı yakalamışlar. Mevziler yarılmış, irtibat kopmuş aslanların arasında. Sağ kalan Mehmetçik, 3 arkadaşıyla beraber uçuruma doğru yönelmişler. Tam o anda ayağından vurulmuş o Mehmetçik de. Uçurumun kenarındaki küçük oyuklardan birine zorla ulaşmaya çalışırken yaralı olan tim komutanının ve diğer arkadaşlarının yakalandığını görmüş. O küçük oyuğun içinde iki arkadaşıyla beraber saklanmışlar. Bu esnada bağırmalar, feryatlar başlamış. Yakalanan askerlere işkence ediyormuş teröristler. Elleriyle kapattıkları kulakları arkadaşlarından yükselen feryatlara dayanamıyormuş. Çıkalım, bir şeyler yapmaya çalışalım diye fısıldaşmış aslanlar. Yaralı Mehmetçik, ayağını göstermiş “Ben hareket edemem! Beni bırakın!” deyip helalleşmiş. İki asker oyuktan çıkıp birkaç metre uzaklaşmış ki teröristler fark etmiş onları. Bağırış, çağırış ve mücadeleden sonra onlar da yakalanmış. Onlar da tıpkı diğer aslanlar gibi saatlerce işkenceye maruz kalmış. Ve bütün tim, vücutlarındaki son damla kan toprağı sulayana kadar teröristlerin elinde işkencede kaldıktan sonra hep beraber Hakk’a yürümüşler.

 

 

KURŞUN İZİNE RASTLANMAMIŞ

 

O aslanların otopsi raporlarını gördüm. “Kurşun izine rastlanmamıştır!” yazıyordu belgelerde! Tim komutanı devrem de dâhil hepsi “delici ve kesici” aletlerle yapılan kesikler sonucunda şehit edilmişlerdi. İşkenceyle, organları parçalanarak öldürülmüşlerdi.

 

Sağ kalan Mehmetçik de olaydan dört gün sonra çatışma alanının yakınındaki bir dere yatağında ölmek üzereyken bulunmuştu. Silah arkadaşlarının işkence görürken attıkları çığlıkları hala duyduğunu söylüyordu.

 

ŞİMDİ OLDU MASUM TERÖRİST

 

Sonra yıllar geçti. Sonra açılım lafları geldi. Sonra “teröristlerin” itibarı düşünülür oldu. Teröriste terörist demek bile ayıplandı. Katiller bize “özgürlük savaşçısı” diye pazarlanmaya başlandı. PKK’nın her eyleminden sonra “ama” diye başlayan ve terörü “masumlaştıran” ifadeler sardı dört bir yanı. “Ama onlar da çok acı çekti!” benzeri cümlelerle her katliam, her bombalama mazur gösterildi.

 

Peki, o zaman ben de merak ediyorum. 1995’te işkence edilerek şehit edilen aslanlar niye öldü? Evlatlarımıza işkence eden PKK’lılar neydi? PKK’yı mazur gören, “ama”lı cümlelerle PKK’yı savunanlara sesleniyorum. Biraz olsun şerefli davranın ve cevap verin! O masum Mehmetçikleri kim öldürdü?

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Facebook'ta Bizi Takip Edin.

Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR


Arşiv Arama
- -
Anket
Radyo Haber Sitemizi Nasıl Buldunuz
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü








Gazi45Radyosu
Sitemizde yayınlanan ve kaynağı sitemize ait olan haberler, kaynak belirtmek ve bağlantı eklemek koşuluyla başka sitelerde yayınlanabilir. Kaynak belirtmeyen ve bağlantı eklemeyen yayıncılar hakkında hukuki haklarımızı kullanacağımızı saygıyla duyururuz.
© Copyright 2018 Gazi45Radyosu. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi 45 radyosu haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Beşiktaş
Galatasaray
Fenerbahçe
Trabzon spor
Bursa spor
SİYASET
Adalet Bakanlığı
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
EĞİTİM
E-Devlet
M.E.B.
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
pendik evden eve nakliyatkartal evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyatevden eve nakliyat