tempobet mariobet grandbetting bahis siteleri canli bahis siteleri hacklink

Egemenlerin Silahı: Medya


Bu makale 2016-02-01 16:41:59 eklenmiş ve 666 kez görüntülenmiştir.

Egemenlerin Silahı: Medya

 

Televizyon izleyerek geçirilen zaman istatistiklerine göre Türkiye, istikrarlı bir biçimde daha fazla televizyon seyrediyor. Şahsi kanaatim de aynı yönde. Sabah uyanır uyanmaz açılan televizyonlar, evde biri olduğu müddetçe sürekli açık vaziyette. Mesele öyle bir noktaya gelmiş ki aile bireyleri birbirleriyle konuşmak yerine, herhangi bir meseleyle ilgili sohbet etmek yerine sürekli ekrana bakıyorlar. Fakat televizyon, sandığımız kadar masum mu? Televizyon programları, kullanılan kelimeler, özenle tercih edilen film kareleri tesadüfen mi kaplıyor ekranları?

Propaganda ve televizyon ya da sinema arasında bir bağ yok mu? Bizler sadece televizyon seyrettiğimizi sanırken acaba Pentagon ve CIA gibi Amerikan menşeili güvenlik ve istihbarat kurumları Hollywood üzerinden evlerimize kadar giriyor olamazlar mı?

 

Geçmişle kıyasladığımızda bu konular üzerine daha fazla gazeteci ve akademisyen kafa yoruyorlar. Hepsinin ulaştığı sonuç da aynı: Filmler, diziler, görüntüler vb. üzerinden büyük bir savaş evlerimizin içine kadar yayılmış durumda. Örneğin hemen her kanalda onlarca örneği görülen yarışma programları, toplumu derinden etkiliyor. Rekabet ve çatışma duygularının en üst seviyeye çıkarıldığı bu atmosferde geniş kitleleri savaşlara, çatışmalara, potansiyel düşmanların varlığına inandırmak çok daha kolay hale geliyor. 

 

Ekranlara yansıyan binlerce ölüm görüntüsü de ölüm, savaş, yıkım gibi kavramları normalleştirmiş oluyor. Artık neredeyse tüm dizilerde kafa kesmekten, öldürmekten, intikam almaktan bahsedilirken bu kelimeler izleyici üzerinde ürperti ya da korku yaratmıyor tam tersine büyük bir normalleşme içinde kabul ediliyor bu korkunç kavramlar.

 

Bu yüzden her gün ekranlara yansıyan Diyarbakır, Şırnak ve Siirt’teki çatışma görüntüleri de sunum şekilleri itibariyle Hollywood filmlerini hatırlatıyor bizlere. Neredeyse “Seyirlik Savaşlar” kavramsallaştırmasına uygun kareler üzerinden koca bir toplum savaş makinelerinin “cazibesiyle” esir alınıyor.

 

Artık savaşlar, yıkımla değil parlayan ışıklarla, uçuşan füzelerle, havalanan uçaklarla beraber bir teknoloji fuarı havasında sunuluyor kitlelere. Savaş, alıcısı hazır bir ürüne indirgenerek yıkıcılığından ve söndürdüğü hayatlardan uzaklaştırılmış oluyor. Şehit cenazeleri bile omuzlarda taşınan o kahraman evladın değil, operasyon görüntülerinin albenili hikâyesiyle sunuluyor izleyiciye.

 

Yani kısaca, tıpkı Amerika’da olduğu gibi Türkiye’de de birileri televizyonlar üzerinden bizlere operasyon düzenliyorlar. Elbette birileri şu soruyu sorabilir bize: “Ne var bunda? Ne güzel asker ve polisin operasyonlarını, başarılarını görüyoruz, moralimiz yükseliyor.”

 

Bu soru ve yorum bir noktaya kadar doğru ve anlamlı fakat daha birkaç yıl önce aynı güç odaklarının “Asker camileri bombalayacaktı!, Herkesi stadyumlarda toplayıp, tutuklayacaklardı!” dediklerini hatırlarsak bugünün konusunun askerin ya da polisin övülmesi sorunu olmadığını görürüz.

 

Yine daha kısa süre önce aynı güç odaklarının “Abdullah Öcalan’ı namaz kılan, kuran okuyan bir barış güvercini(!)” olarak pazarladıklarını, dağda gezen teröristler için de “gitar çalan, türkü söyleyen çocuklar” dediğini hatırlatırım.

  

Tehlike de bu zaten. Gücü ve medyayı elinde bulunduran odaklar, ellerindeki sınırsız imkânları kullanarak Amerika’daki ağabeyleri gibi, toplum mühendisliği yapıyorlar. Dün HDP yöneticilerini 7/24 televizyonda konuşturup HDP’ye baraj atlatanlar bugün aynı araçları kullanarak tam tersini yapabiliyorlar. Dün kitleleri askerin cami bombalayabileceğine ikna edenler, bugün de AKP’nin terörle gerçekten mücadele ettiği yalanını sunabiliyorlar kitlelere.

 

Yani televizyon kanalıyla her yalan, her acı, her ızdırap pazarlanabilir ürünler haline getirilebiliyor. Ve egemenler, o anda neye ihtiyaç duyuyorlarsa onu dayatıyorlar kitlelere. Medya gücü kimin elindeyse o her şeyi kontrol etme gücüne sahip oluyor. İşte AKP’nin sürekli haklı(!) olmasının sebebi de bu. Sınırsız medya gücüyle dün dediğini bugün, yarın diyeceğini de öbür gün yalanlıyor ama her defasında haklıymış(!) gibi gösterebiliyor kendini.

 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Facebook'ta Bizi Takip Edin.

Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR


Arşiv Arama
- -
Anket
Radyo Haber Sitemizi Nasıl Buldunuz
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü








Gazi45Radyosu
Sitemizde yayınlanan ve kaynağı sitemize ait olan haberler, kaynak belirtmek ve bağlantı eklemek koşuluyla başka sitelerde yayınlanabilir. Kaynak belirtmeyen ve bağlantı eklemeyen yayıncılar hakkında hukuki haklarımızı kullanacağımızı saygıyla duyururuz.
© Copyright 2018 Gazi45Radyosu. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi 45 radyosu haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Beşiktaş
Galatasaray
Fenerbahçe
Trabzon spor
Bursa spor
SİYASET
Adalet Bakanlığı
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
EĞİTİM
E-Devlet
M.E.B.
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
pendik evden eve nakliyatkartal evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyatevden eve nakliyat
ankara escort izmir escort